top of page

Early Hungarians and the Turkic Connection

Osman Karatay

Fiyat

​

Basım Dili

İngilizce

Sayfa Sayısı

293

Kitap Formatı

Dijital

Yayın Tarihi

29-oktabr, 2026

ISBN

9786259103938

Görüntüleme

Kuzey Norveç’ten Japonya’ya uzanan bir coğrafyada konuşulan eklemeli diller, yapısal ve temel benzerlikleri ve bunları kısmen destekleyen sözcük denklikleri nedeniyle geleneksel olarak “Ural-Altay” başlığı altında toplanmıştır. İç karşılaştırmalar, Ural ve Altay grupları arasında kesin bir sınır çizmenin son derece güç olduğunu gösterir. Bu bakımdan en çetin örnek Macarca ile Türkçedir. Yerleşik sınıflandırmalar bu iki dili ayrı dil ailelerine yerleştirir ve dolayısıyla, özellikle Ural ve Altay grupları birbirinden tamamen ayrı kabul edildiğinde, akraba saymaz. Oysa bu çalışmada ileri sürülen görüşe göre Macarca ile Türkçe arasındaki bağlar, her birinin geleneksel olarak kendi ailesine dâhil edilen öteki dillerle olan bağlarından daha fazladır. Bu benzerlikler temel söz varlığında yoğunlaşır ve biçim bilgisi denklikleriyle de desteklenir. Bu açıdan bakıldığında, Macarca nasıl Fin-Ugor akrabalarından çok Türkçeye yakın görünüyorsa, Türkçe de bütün olarak Moğolcadan çok Macarcaya yakın görünmektedir.

Burada tespit edilen ortak özellikler, Türkler ile Macarlar arasındaki birkaç yüzyıllık Orta Çağ temasıyla kolayca açıklanamaz. Dolayısıyla burada ortaya konan görüş, bu dilbilimsel veriler ışığında yalnız yerleşik dil sınıflandırmalarının değil, erken döneme ilişkin tarihî kurguların da yeniden ele alınmasını gerektirmektedir. Macarlar ve Türkler son tahlilde ortak bir kaynağa bağlanabilecek olsalar da, Macarların ataları Türkçeden epeyce ayrışmış bir dil geliştirmişti. Bu topluluklar beşinci yüzyılda eski yurtlarından batıya göç ederek Don boylarına yerleştiler. Bölgede yaklaşık 430 yıl süren yurt tutma dönemi 890'larda sona erdi. Türkistan’dan yerinden edilen Peçenekler batıya ilerleyerek onları Don bölgesinden çıkardı. Böylece Macarlar Karpat havzasına girdiler ve 895'e gelindiğinde bölgenin fethini tamamladılar.

Kısacası Macarlar, ataları Türkçe konuşan topluluklarla daha eski bir çıkış noktasını paylaşmış, yakından akraba bir halk olarak görülebilir. Akraba olmayan dilleri konuşan halklarla çevrili olarak yaklaşık on bir yüzyıldır Avrupa’da yaşamalarına rağmen Macarlar dillerini ve onunla birlikte, bu çalışmanın daha eski bir bağın kanıtı olarak yorumladığı özellikleri korumuşlardır. Tarihin uzun süreci içinde bakıldığında, Macar kimliğinin gelişimi Türkçe konuşan halkların tarihiyle tekrar tekrar kesişir. Burada ileri sürülen yoruma göre bu kesişmeler, daha ayrıntılı araştırılmayı hak eden ortak bir tarihî geçmişe işaret etmektedir.

Yazar

Osman Karatay

Osman Karatay

Ege Üniversitesi öğretim üyesi. 1995 yılında Boğaziçi Üniversitesi'nden mezun oldu. Yüksek lisansını 2002 ve doktorasını 2006 yılında Gazi Üniversitesi'nden aldı. 2006'de yrd. doçent ve 2010'da doçent oldu. Türkiye'nin ilk düşünce kuruluşu ASAM'ın yöneticilerinden olup, daha sonra 'Türkler' projesi gibi büyük tarih çalışmalarını yönetti ve Karadeniz Araştırmaları dergisini kurdu. Türkiye'nin en çok dil bilen ve en fazla ürün veren tarihçisi olan Karatay, çalışmalarını özellikle Balkanlar ve Doğu Avrupa Türk tarihi üzerinde yoğunlaştırmaktadır.

BIZ HAQIMIZDA

karam-logo-2.png

Qoradengiz Tadqiqot Jamiyati (KARAM) Turk dunyosi va Turkiya oʻrtasidagi aloqalarni mustahkamlash, turk tarixi va zamonaviy turk tili boʻyicha akademik tadqiqotlarni qoʻllab-quvvatlash maqsadida tashkil etilgan.

© 2024 KaraM.

bottom of page